Kalma..

Gitme meyilli birine ne kadar kal denir ?

Bir insan neden gitmeye meyleder ?

Kırılmıştır belki bunalmıştır  belki yaşadığı şehirle kavga etmeye başlamıştır. Belki bir nedeni kalmamıştır kalmak için bazen kalmaz öyle… Birisi kalmamıştır da almıştır yalnızlığını koluna çıkmıştır yola.

Bazende iklim değişikliğidir gitmek çetin şartlara dayanamayıp daha fazla aşınmadan zamanla daha yumuşak bir yerlere gitmek gerekir.

Belki kendini hiç bir yere ait hissetmiyordur. Ait olduğu yeri bulmaya çalışıyordur. Mutsuzdur olamaz mı bence en baba neden budur. Olduğun yerde mutsuz isen geri kalan bütün nedenler göstermeliktir.

Bazen gitmek gerekir.. Neden olursa olsun..

Bir şehirden,bir evden, bir insandan…

Bu yüzden gitmeye meyilli bir insana kal denmez zaten desenizde gitmekten vazgeçmez..

 

 

özlüyoruz…

giden sevgiliyi,küsen arkadaşı,uzaktaki akrabayı en çokta bir daha görme ihtimalimiz olmayanları özlüyoruz…

kimseye kimselere belli etmeden sessiz çığlıklarımızda , gecenin bilmem kaçında sıkışan göğüs kafesinin ağrısı geçsin diye zor bela aldığımız nefeslerin keskinliğinde özlüyoruz…

bir daha hiç dokunamayacağımız yüzü,duymayacağımız sesi çaresizce özlüyoruz…

çaresizliğimizde çırpınıyoruz, olmuyor olduramıyoruz, susturamıyoruz sesleri sanki içimizden konuşmak daha çok yakınlaştırıyor bizi kaybettiklerimizle ama bu sadece daha çok can yakıyor…

hem anlaşılmak istiyoruz hem de kimse böyle özlemesin istiyoruz çünkü bu zor bu acıyla karışık bunun tarifi yok …

en çokta seslerini duymaya ihtiyacımız olduğunda özlüyoruz hiç duymayacağımız o ses tonunu unutmamak için uğraşıyoruz…

velhasıl özlüyoruz toprağa gömdüklerimizi çaresizce ve ziyadesiyle…

 

 

Yollar…

Bazı yollar vardır vazgeçilmesi gereken.

Vazgeçtiğimiz bütün yolların burukluğu içimizde devam ederiz hayata. Hep aklımızda aynı düşünce ‘ne güzel yürünürdü o yolda’.  Bilemeyiz güzel mi olurdu kötü mü olurdu sadece düşünürüz.İnsanlar da yollar gibidir.

Sizi çorak topraklara en kısa yoldan götürmek ister bazıları.Başta manzaralı sandığınız yolun sonu çöldür.Kendi verimsizliğine çekmek ister sizi kendi karamsarlığına..Kim olduğunuz ne olduğunuz önemsizdir yola çıkmışsınızdır bir kere. Zorlamaz engel koymaz basit yollardır bu insanlar.

Bazıları ağaçlar içindeki yollara benzer yemyeşil, kendinden emin, bilge…Yolları uzundur bilirler ki bir insanı en güzel uzun yolda tanırsın.Virajları o kadar belirsizdir ki tam yaklaştım derken bir viraj hop yine uzun uzun yollar önünüzde.Engeller koyar nerede vazgeçeceğinizi bilmek için. Bazılarının en güzel hali sonbahar günleridir. Hafif soğuk ,hafif ılık ,biraz rüzgarlı. Fazlaca düşünceli,incelikli, kıvrımlı.

Nitekim hangisinden vazgeçmek gerekir başta güzel gelip sonu çorak olandan mı yoksa en başından zorlayıp sonu güzel olandan mı ?

Genetik midir bilmem hep kolay olanı seçiyoruz ve vazgeçiyoruz güzele giden yoldan.Sonra anlayınca çoraklığı geride dönemiyoruz.

Ve şimdi tamda şuanda yine düşünüyoruz istemsiz

kim bilir ne güzel yürünürdü o yolda….

 

Bütün Kız Çocuklarına

Hayalleri kırık bir kız çocuğu…Her kırılan her yıkılan hayalin yerine hep yenileri…Umutlarından korkmayı ögrenmeli,hayallerinden vazgecmeyi,her denileni kabul etmeyi alıskanlık haline getirmeli.Bir ot gibi doğdum büyüdüm öldüm olmalı hayatı.Bir şehrin ücra bir köşesinde unutulmalı,kaybetmeli masumiyetini…Hic doğmamış gibi canlı bir beden ölü bir ruhla devam etmeli hayata yada ‘mıs’ gibi yapmalı.13’ünde koca bir kadın olmalı.Dizleri kanamadan ruhu kanamalı…Babası yaşında adamlara koca demeli,anne olmalı daha çocukken,eş olmalı,işci olmalı,köle olmalı bir çoğuna göre,mal olmalı para ile satılabilen…

Sadece kadın olduğu için hor görülmeli cinsiyetçilik dibine kadar yapılmalı.Girdiği her ortamda parmakla gösterilmeli başarılı olduğu için değil kadın olduğu için.Bir insana eş olmayı kabul etmediği sisteme boyun eğmediği için hemen yapıştırılmalı ‘kötü kadın’ etiketi.Hele dünya üzerinde bu kadar çok zihniyeti kötü insan varken.

Keşke bunların hepsini değiştirebilsek.Tam tersine çevirebilsek bu bozuk düzeni.Sadece kadın olduğumuz için önümüz kesilmese. Sen kadınsın sus denemese mesela. Dünyanın neresinde oluyorsa şuan bitse tacizler,tecavüzler,çocuk gelinler… Nereden tutsak elimizde kalırken insanlığınız sadece insan olduğumuzu hatırlasanız. Tek görevimizin sokakta hanımefendi,mutfakta aşçı,yatakta eş olmak olmadığımız keşke bir anlığına anlasanız.İşin en can alıcı noktası ise bütün kadınlar için bunları isterken bir çok kadının tamda bu şekilde düşünmesi.

İlk değiştirmemiz gereken şeyin bir kadının düşüncesi olması ne kadar acı. Bir kadının şiddet görmesini engellemek için başka bir kadının fikrini değiştirmekten geçiyor.Anneleri eğitmekten geçiyor.

Peki biz bu fikirler değişene kadar ne yapacağız ? 

Sokağa çıkacağız. Hamile olduğumuz için sokakta olmamızı ayıplayanlara inat.Kahkahalarla güleceğiz.Susmayacağız.İstediğimizi giyeceğiz ve başımız önde yürümeyeceğiz.Hep dik olacağız dimdik olacağız.Çünkü biz mal,köle,yollu,avrat,eksik etek değiliz. Biz KADINIZ!! 

Ayağa kalkıp dimdik durabildiğimiz, mücadeleden vazgeçmediğimiz, susmadığımız sürece İNSANIZ!!

Bütün emekçi,savaşçı,dimdik duran,vazgeçmeyen kadınlara..

Bütün kız çocuklarına..

 

Yeni Başlangıçlara..

Hayatın bir şeyler öğretme biçimi bir annenin çocuğuna sevgisini onu şiddetle severek göstermesi gibi.Hem döve döve hem seve seve büyüyoruz hayat akışının içinde ve büyürken öğreniyoruz insanlığı,insan olmayı. Yaşamak için verdiğimiz mücadelede ise kaçırıyoruz yenilikleri,yeni fırsatları,yeni başlangıçları…

Hayatımızın yönünü değiştirecek virajlara bakmadan geçip belki sonunda mutsuz olacağımız yollarda ilerliyoruz.Bir viraj daha kaçırmamak için durup dinlenecek düşünecek bir yer olmalı hayatımızda.Hayatın yaşamaktan ibaret olduğu düşüncesini bir kenara bırakıp neler yapmak istediğimizi düşünecek bir yer olmalı. Bir robot değil insan olduğumuzu,olabildiğimizi en önemlisi insan kalabildiğimizi hatırlatacak bir yer.

Kendi toprağınızda bir ağaç olmalı hayat. Nasıl bakarsan öyle büyüyen ya da küçük bir tohum kalan.Ben tohumumu çatlatmaya karar verdim.Kendi toprağımda kendi ağacımın gölgesinde dinlenmeye,düşünmeye,hala insan olduğumu hatırlamaya karar verdim. Dönüp geçmişe bakmadan ama asla unutmadan yeni hayaller ve hedeflerle geleceğe yürümeye karar verdim.

Barışa…

Sevgiye…

Aşka…

Yeni virajlara…

Geleceğe…

Yeni başlangıçlara…

Merhaba…